{"product_id":"lk-9786254088544-k0707","title":"Sait Faik Abasıyanık Kitaplığı","description":"Alemdağ’da Var Bir Yılan \u003cbr\u003eİşte karşı karşıyasın. Haydi bakalım. Söyle söyleyeceğini. De diyeceğini. \u003cbr\u003eDinler de. Tatlı tatlı dinler. \u003cbr\u003eSevgiden söz aç. \u003cbr\u003eNe çıkar; o seni anlarsa değil, sen onu anlarsan bir şeyler olacak. \u003cbr\u003e\u003cbr\u003eHavada Bulut \u003cbr\u003e“Nasıl bir dünya arzuluyorsunuz?” \u003cbr\u003e“Nasıl bir dünya mı? Haksızlıkların olmadığı bir dünya... İnsanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya... Hırsızlıkların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin bol bol bulunmadığı... Pardon efendim! Bol bol bulunmadığı ne demek? Hiç bulunmadığı bir dünya...”\u003cbr\u003eHavuz Başı \u003cbr\u003eKimseler âşık değil mi bu şehirde? Kimseler, bir meydanın kanepesinde kimseyi beklemeyecek mi, yüzünü bir dakika görmek için kimsenin?\u003cbr\u003eKayıp Aranıyor \u003cbr\u003eDünyada hiçbir şeyden, zalimlikten iğrendiğim kadar iğrenmem. İnsanoğlunun en büyük savaşı zalimliğe karşı açılmalı. İnsanoğlu her şeyden evvel içindeki bu kıskançlıklardan, bu kinlerden, bu ahlaksızlıklardan daha pis şeyi -kendinde, doğuşta varsa bile- söküp atmalıdır.\u003cbr\u003eKumpanya \u003cbr\u003eAcaba realite dedikleri şey bu muydu? Bu his, reelle temasın verdiği heyecandır, muhakkak odur, dedi. İçinde her şey var yahut hiçbir şey yok. Fakat bu hiçbir şeyde bile her şeyin...\u003cbr\u003eHiçbir şey düşünmedi artık.\u003cbr\u003eLüzumsuz Adam \u003cbr\u003eŞehri bırakıp gitmeliydi. Nereye olursa olsun… Bu şehri bırakmalıydı. Dağlarda yatmalı, su başlarında garipler gibi su içmeli, köylerden ekmek dilenmeli, şehirli görünce yol değiştirip koşa koşa kaçmalı, samanlıklarda yatmalı, dağlardan üzüm çalmalıydı…\u003cbr\u003eMahalle Kahvesi \u003cbr\u003eÇekilecek bir köşemiz olacak. Yatağımız olacak. Yorganı gözlerimize çekeceğiz. Belki bir deniz kenarı, bir ağaç altı, bir rüzgâr, bir sessiz kahve, bir bardak çay, bir simit, bir dilim kaşarpeyniri, bir yarım kilo şarap bulursak dost olarak bu en iyisi. Ama insan? Yok kardeşim, yok, insan bulamayacağız.\u003cbr\u003eMahkeme Kapısı \u003cbr\u003e“Benim başım yerinde değil ki...” \u003cbr\u003e“Başın nerede?” \u003cbr\u003e“Üstümde.” \u003cbr\u003e“Aklın?” \u003cbr\u003e“Aklım içinde değil. Onu kaybettim...”\u003cbr\u003eMedarı Maişet Motoru \u003cbr\u003e... yüzle ahlak arasında herhalde müthiş bir münasebet vardır. Güzel olan muhakkak güzel ahlaklıdır demeyeceğim. Sonra fena ruhlu güzel yüzün de, insanı perişan eden, mahveden sihrini de inkâr etmeyeceğim. Yalnız şunu demek istiyorum ki, ahlakın yüze eklediği mimikler, hatta renkler, yüz, ahlak her ikisi güzelken de vardır. Fakat bunlar bu an, bu mekân içinde sevimlidirler. Ahlak bozulmazsa ter temiz, sevimli, hatta dostun bu halleri taklit edeceği gelmesi kadar dost, ılık devam ederler.\u003cbr\u003eSarnıç \u003cbr\u003eBir küçük insan zerresi halinde bu sabah, bütün insanları, çocukları, kuşları, yemişleri, sefilleri ve açları beyhude bir sevgi ile seviyor, kederlenmeye zaman kalmadan birdenbire bir sıçrayışta ayağa kalkıyorum. İlk vapuru karşılamaya koşuyorum. Ve bekliyorum. İlk vapurdan bin bir yabancı çıkıyor. Bir dost çehresi bulamıyorum. Bir şeyler anlatmak ihtiyacındayım. Vapurdan kimseler çıkmayınca kaleme kâğıda sarılıyorum.\u003cbr\u003eSemaver \u003cbr\u003eFakat toprağın üstünde koşan, onun üstünde beş on para kazanmak kaygısı ile dönüp dolaşan insanlar ne tuhaf mahluk¬lardı. Ve denize bir dakika durup bakmaya vakitleri olmadığını söyleyen bu insanlar ne zevksiz mahluklardı.\u003cbr\u003eSon Kuşlar \u003cbr\u003eSöz vermiştim kendi kendime: yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da bir hırstan başka neydi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmazsam deli olacaktım...\u003cbr\u003eŞahmerdan \u003cbr\u003eUzun zaman mühim bir şeyler düşündü. Mühim diyoruz ama, bu kendi kendimize verdiğimiz bir peşin hükümden başka bir şey değildir. Doğru olması bir şey ifade etmez. Bir insanın mühim ve saçma şeyler düşündüğünü nasıl bilebiliriz? Düşünen adamın kendisi bile böyle bir hüküm vermedikten sonra...\u003cbr\u003eŞimdi Sevişme Vakti \u003cbr\u003eSokak başlarında sazımı çalsam \u003cbr\u003eAnlatsam şu kiraz mevsiminin \u003cbr\u003ePara kazanmak mevsimi\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eÜrün Adı: Sait Faik Abasıyanık Kitaplığı\u003cbr\u003eÜrün Kodu: 9786254088544\u003cbr\u003eYazar: Sait Faik Abasıyanık\u003cbr\u003eBasım Yılı: 2025\u003cbr\u003eKapak Türü: Karton Kapak\u003cbr\u003eSayfa Sayısı: 0\u003cbr\u003eKağıt Cinsi: 2. Hamur\u003cbr\u003eÇevirmen:\n\nBu ürün TeknoKapsül güvencesiyle sunulmaktadır.","brand":"TeknoKapsül","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":52958111826231,"sku":"LK-9786254088544-K0707","price":799.75,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0990\/4426\/2199\/files\/9786254088544.jpg?v=1788827750","url":"https:\/\/www.teknokapsul.com\/products\/lk-9786254088544-k0707","provider":"TeknoKapsül","version":"1.0","type":"link"}